Manifestomuz

Kampanyamız, çeşitli ülkeleri ya da müze vs. kuruluşları suçlamaya yönelik değildir. Kamuoyu bilinci oluşturmaya, kültür varlıklarının korunmasına yönelik, internet ortamında dolaşan kişilerin bilgilerini artırmaya çalışıyoruz. Esas amacımız Türkiye’deki mevcut eserlerimizin en güzel şekilde korunması ve sergilenmesidir. Yurt dışında bulunan eserlerin iade edilmesi girişimlerinin, Türkiye’deki korumaya en önemli ve etkili katkıyı yapacağına inanıyoruz.Bir ülkenin kültürel zenginliği… Bir takım kesimler, “kültürel miras” tanımlamasının kullanılmasına dahi şiddetle karşı çıkıyorlar. Onlara göre mirasyedi konumuna düşmemek için bu tanımlama yerine “kültürel emanet” kavramı kullanılmalıdır. Bu düşünceye katılıyoruz. Kültür varlıklarımız, kültürel emanetlerimizdir. Emanete hıyanet etmeyelim.
.
Gerek Osmanlı döneminde gerekse de Cumhuriyet döneminde olsun, kültür varlıklarımızın yurt dışından iade edilmesine bir takım sebeplerle karşı olan insanlar mevcut. Çeşitli ortamlarda bu insanlar, “Keşke Türkiye’ye hiç getirilmese idi”, “Türkiye’de kıymeti bilinmiyor”, “Orada daha iyi korunuyor” özetinde bir takım iddialara sahipler. Biz ise o iddialara aşağıdaki başlıklarda cevap vermeyi uygun bulduk:
.
YURT DIŞINDAN KÜLTÜR VARLIĞI İADESİ NE ANLAMA GELİR?
Ülkemize kültür varlıklarının geri getirilmesi, halen elimizde bulunan eserlerin daha iyi korunmasına olumlu yönde etki edecektir. “Mevlam sevdiği kuluna eşeğini önce kaybettirir sonra buldururmuş” değişinden yola çıkarak, iade edilen eserler sonucunda Türkiye’de korumaya yönelik bir kamuoyu oluşacağı da aşikardır. İadelerle birlikte pazarın baskı altına alınması, Türkiye’de tarihi eser çalma girişiminde bulunabilecek insanların da hareket alanının daraltacaktır. Zira, pazar ülkeleri ve pazardaki müzeler ve koleksiyoncular, Türkiye’deki kaçakçıları maddi-manevi desteklemektedirler.
.
TÜRKİYE’DEN ESERLER NE ZAMAN KAÇIRILDI?
Özellikle büyük boyutlu eserlerin ciddi bir bölümü, Osmanlı’nın son dönemlerinde ve cumhuriyetin ilk yıllarında kaçırılmıştır. Diğer bir ifade ile, ecdad yedi cephede (93 Harbi, Trablusgarp ve Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı) savaşırken ve sonrasında da Kurtuluş Savaşı vasıtasıyla özgürlüğünü ararken, tabi bize de özgürlüğümüzü bahşederken, Anadolu topraklarında gözü olan aynı devletler, kültür varlıklarını talan etmişlerdir. Bu duruma, uluslararası siyasi mücadele ile geçen Osmanlı’nın son dönemini de ekleyiniz.Bu dönemde, özellikle merkezden uzakta olan eyaletlerde yabancılar tarafından izinsiz ve gizli kazılar gerçekleştirilmiştir. Nitekim Anadolu topraklarında da içerisinde çokça dolandırıcılık unsuru bulunan kazılar yapılmış, çıkarılan eserler devletten gizlice ya da çeşitli hilelerle -yetkililerin bilinçsizliği ve vurdumduymazlığını da eklemek gerekir- yurt dışına kaçırılmıştır.Kısacası, 1800’lü yılların ikinci yarısı ve 1900’lü yılların başındaki kaçakçılık olayları için, her ne kadar korumaya yönelik girişimler olsa da, siyasi ve ekonomik olarak ülkenin bulunduğu zor koşullar göz önüne alındığında, üzerimize çok fazla suç almamız gerekmediği söylenmelidir.

 .
KURTULUŞ SAVAŞININ DEVAMI
Türkiye, Kurtuluş Savaşı ile sömürge ülkelere bir ilham kaynağı olmuştur. Aynı şekilde tarihi eserlerin Türkiye’ye iade edilmesi girişimleri ile birlikte dünya çapında ülkelerinde kültür talanı yaşanan milletlere Türkiye yine önderlik yapmaktadır. Bu yüzden bu mücadele, Kurtuluş Savaşımızın bir devamı niteliğindedir. Kurtuluş Savaşında canımızı ve toprağımızı, ırzımızı namusumuzu düşmanın elinden kurtardık. Şimdi kültür varlıklarımızı geri almaya sıra geldi.
KÜLTÜR VARLIĞI TALANINDA YABANCI MÜZELERİN ROLÜ
Türkiye’de korunmadığı için ve koruma yöntemlerinde bulunan zafiyetlerden dolayı, eserlerin yurt dışında sergilenmesi kimilerince reva görülüyor. O halde şu soruyu sormamız gerekli: Avrupa müzeleri, Paul Getty gibi Amerika müzeleri, özellikle Gorny & Mosch, Christie’s gibi müzayede evleri, ÇALINTI kültür varlıklarını, ÇALINTI (ya da yağma) olduklarını bile bile satın almasalar, bu konularda samimiyetle davransalar, Türkiye’de kaçak kazılar devam eder mi ya da müze soygunları yaşanır mı? Bunun yanında, mesele sadece çalıntı malı satın alma meselesi de değildir. Cizre Ulu Camiinden çalınan Erjerha Motifli kapı tokmağı gibi, ısmarlama soygunlar da bilinmektedir. Kısacası, bu suçun ve yağmanın kaynağı zaten dışarıda.
.
ESERLER NEREDE DAHA İYİ SERGİLENİYOR?
Türkiye’deki kültürel gelişmeleri lütfen daha yakından takip edelim. Öncelikle, hangi alanda ülke olarak İngiltere, Almanya ve ABD ile yarışabilmişiz ki bu alanda yarışabilelim. Ekonomik gerçeklikler ve halkların bilinç düzeyi ortada. Bunlara rağmen, Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi örneğinden yola çıkarak, artık Türkiye’de de en az Avrupa Müzeleri ile yarışabilecek müzelerin yapılmakta olduğunu hatırlamakta fayda var. Ayrıca, çalıntı bir malı ne kadar güzel sergilerseniz sergileyin, bir anlamı yok. O, gayrimeşru bir çocuk gibidir.
.
KİŞİSELLEŞTİRELİM
Allah korusun, hırsız evinize girse, en değerli mücevherlerinizi çalsa. Sonra, o mücevherleri komşunuzun oturma odasında sergileniyor olarak görseniz…. Ne derdiniz? Ben koruyamadım, bari o sergilesin mi derdiniz?
.
NASRETTİN HOCA NE DİYOR? 🙂
Nasrettin Hocanın veciz fıkrası: Hırsızın hiç mi suçu yok?
.
BİLİM DÜNYASININ KAYBI
Özellikle kaçak kazı sonucu bulunarak kaçırılan eserin yurt dışında müzelere vs. satılması, bilim dünyası için bir kayıptır. Çünkü, bir eserin tam olarak nereden çıkarıldığını bilmediğiniz zaman, arkeolojik olarak önemini çok ciddi ölçüde kaybetmiş demektir. O sözde eserleri bizden iyi sergileyen Avrupa müzelerini gezdiğiniz zaman görürsünüz: Tam olarak nereden çıkarıldığı bilinmemektedir gibisinden komik ifadeler yer alır. Yani, O ESER BİR YAĞMA MALIDIR.
.
MİLLETİN-HALKIN MALI
Türkiye’de kültür varlıkları devletin, yani milletin malıdır. Kendi eşyamızın başka ülkede bulunması ve bizim bu eşyamı görebilmek için “vize” almamız, dünyanın parasını ödememiz, şerefimizle örtüşmüyor. Bu bir namus meselesidir.
.
NAMUS MESELESİ
Evet. Duygusal gelebilir bu ifade. Ancak biz bağımsız bir ülkeyiz diyebiliyorsak, dünyada bir varlığımız söz konusu ise, topraklarımızdan çıkan eserlerin arkasını aramak zorundayız. Nasıl ki bir ABD, Almanya, İngiltere vs. devletleri dünyanın hiç bir yerinde kendi ülkelerinde bulunan eserlerin sahiplenilmesine izin vermezler ise, Türkiye de buna asla izin vermeyecektir. Bu konuda eserlerin evrenselliği akla geliyor. Ancak kültür varlıklarının özellikle müzayede evleri tarafından bir ticaret metaı haline getirilmesi, onlara verilen zararın baş sorumlusudur. Unutmayalım ki kültür varlıklarının ticareti yapılmazdan evvel dünya genelinde tarihi eser yağması vs. hareketler asla yoktu.
.
Saygılarımızla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Menü
Yitik Miras
Menü