Türkiye’de Eski Eser Kaçakçılığı

Türkiye'de Eski Eser Kaçakçılığı2

Yazarı: Hüseyin Karaduman
Yayınevi: ICOM Yayınları
Yayın Yeri: Ankara
Yayın Yılı: 2008

 

KİTAP İNCELEMESİ (Hazırlayan: Tuncay Günaydın)

 

Türkiye’de Eski Eser Kaçakçılığı

Hüseyin KARADUMAN, Ankara: ICOM Yayınları, Temmuz 2008, 247s, 2. Baskı, ISBN: 978-975-01335-1-0.

Her coğrafyanın kendine göre güzel tarafları olsa da, Anadolu’nun farklı medeniyetlerin kesişme noktası olduğu bir gerçektir. Çatalhöyük’ten başlayan yerleşik kültür izleri ile Lidyalılar, Hititler, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi nice medeniyete ev sahipliği yapmış bu topraklar, kültür varlıklarının çeşitliliği bakımından son derece önemlidir. Ne var ki bu zenginlik, kültür varlıkları kaçakçılığı olaylarının yaşanmasını da beraberinde getiriyor. Türkiye’de kültür varlıkları kaçakçılığı ile mücadele konusunda, toplumsal bilincin düşük seviyede olmasının yanında, kültür varlıklarının korunmasına ilişkin yazılmış akademik eserlerden yoksun durumdadır. Türkiye’de konuyla ilgili literatüre baktığımızda, Ülkemizden kaçırılan kültür varlıklarının iadesine ilişkin uluslararası hukuk bakımından konuya yaklaşıldığını, ancak mevcut kültür varlıklarımızın korunmasına yönelik hatırı sayılır çalışmaların yapılmamış olduğu görülmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığında 11 yıl Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü yapmış olan Hüseyin Karaduman’ın Türkiye’de Eski Eser Kaçakçılığı isimli bu çalışmasının, Türkiye’de kültür varlıklarının korunması konusunda var olan bu boşluğun doldurulmasına yönelik atılmış bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Yazarın 1998 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesinde verdiği “Eski Eser Kaçakçılığı” isimli konferansın geliştirilip güncelleştirilmesi ile meydana getirilen kitap, Türkiye’de kültür varlıkları kaçakçılığının önlenmesine yönelik olarak için görevli bürokrasi ile ve duyarlı halk kitlelerine yönelik olarak yazılmış, toplumda kültür varlıklarının korunmasına dair bilincin arttırılması amaçlanmıştır. (s.16) Bu kapsamda kitap, Türkiye’de kültür varlıkları kaçakçılığının nedenlerini, boyutlarını, örgütsel yapısını ve tarihi serüvenini tanıtmaktadır. Ayrıca, yurtdışına kaçırılan kültürel mirasın geri kazanılmasına yönelik verilen hukuki/polisiye uğraşlar, örnek olaylar üzerinden son derece detaylı bir şekilde anlatılmış, kültür varlıkları kaçakçılığının korunmasında yaşanan problemlerle çözüm önerileri kitabın değişik bölümlerinde sık sık dile getirilmiştir.

Tanıtıcı amaçlarla kaleme alındığından ve alanında ilklerden olmasından dolayı, kitapta konu bütün genişliği ile ele alınmak istenmiştir. Çalışmada giriş kısmından sonra eski eser kaçakçılığının tanımı, tarihi ve nedenleri üzerinde durulmuş; eski eserlerin kaçırılıp pazarlanmasına yönelik, eski eser kaçakçılığının örgütsel yapısı ve eski eserlerin yasadışı trafiği incelenmiş; mevzuat açısından konu değerlendirilip ulusal seviyede eski eser yasaları ile eski eserlerin köken ülkelere iadesine yönelik uluslararası mevzuat tanıtılmış; yurtdışına kaçırılan eserlerin Türkiye’ye iade edilmesine yönelik belli başlı örnek olaylar aktarılmıştır.  Bunların yanında, kitabın son bölümünde eski eser kaçakçılığının önlenmesine yönelik yapılması gerekenler ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Bu çerçevede, kitap toplamda on bölümden oluşmaktadır. Ancak, bu kadar fazla bölüm, konu bütünlüğünün dağılmasına yol açmaktadır. Kitabın bölümleri, daha genel bir gruplandırma ile en fazla beş başlık altında toplanabilirdi.

Sıralanan başlıklardan anlaşılabileceği üzere, kitap teorik tartışmalara girmemiş, tamamen pratik uygulamalar ve gerçek olaylar üzerinden konuyu ele almıştır. Bu noktada, yazarın konuya ilişkin uzun yıllar aktif olarak çalışmış olmasının katkıları büyük olmalıdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde, kitap özellikle bazı noktalardan açısından ileriye yönelik olarak gerçekleştirilecek olan çalışmalara da kaynaklık edecek niteliktedir. Örneğin, yurtdışından Türkiye’ye mahkeme ve dava, ikili görüşmeler, INTERPOL kanalının kullanılması, müzayedelerden satın alınma veya Türkiye’ye bağışlanmaları yollarından iadesi sağlanan ve sağlanamayan çok sayıda eser, söz konusu eserlerin derlenebildiği ölçüde kaçırılma ve tespit edilebilme hikâyeleri ile birlikte son derece detaylı bir şekilde anlatılmıştır. (s.130-176) Benzer şekilde, Eeski eserlerin korunmasına yönelik yürürlükte olmayan 1869, 1874, 1884 ve 1906 tarihli Asar-ı Atika Nizamnameleri ve 1710 sayılı Eski Eserler Kanunu bütün detayları ile birçok yerde madde madde anlatılmıştır. (s.72-92) Ayrıca, mevcut ulusal kanunlar ile, ve uluslararası seviyede Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği çatıları altında oluşturulan çok sayıda yasal düzenleme ile ve INTERPOL teşkilatının konuya ilişkin işlevleri çalışmada tanıtılmıştır. (s.114-129)

Ayrıca, kitabın bölümlerinde önceliktle tanıtılmak istenen konu etraflıca anlatılmış, her bir meselenin değerlendirilmesi yazar tarafından ayrı başlıklar altında yapılmıştır. Kitabın yukarıda anlatıldığı şekliyle pratik uygulamalara yönelik olması, olayları detayları ile birlikte ham olarak sunması, yorumların ve değerlendirmelerin ayrıca yapılması, kitabı okumayı daha eğlenceli bir hale getirdiği gibi, aynı zamanda yazarın değerlendirmelerinin satır aralarında kaynayıp gitmesini engellemiştir. Diğer taraftan, bu kadar detay zaman zaman gereksiz gibi gelerek, bir ansiklopedi olkuyormuş hissini verebilmekle birlikte, esere kaynak kitap olma özelliğini veren bu husus, değerlendirmelerin ayrı başlıklar altında yapılmış olması ve her bölümün ana başlığından sonra konunun genel hatları ile özetlenerek konulara giriş yapılması ile dengelenmiştir.

Yazar’ın yapmış olduğu tespitlerden, eski eser kaçakçılığının nedenlerine, tarihsel çerçevede bugüne kadar düzenlenmiş olan çeşitli mevzuatların eksik ve kuvvetli yanlarına ve geleceğe yönelik olarak kültür varlıklarının daha etkili bir şekilde korunması konusunda yapılması gereken hususlara ilişkin değerlendirmeleri en fazla göze çarpan noktalar olmuştur.

Karaduman’a göre, eski eser ticaretinin karlılığı, eski eser kaçakçılığını önlemekle görevli kamu kurum ve kuruluşlarının yeterince organize olamaması, toplum genelinde kültür bilincinin yeterli seviyede olmaması ve kaçakçılara verilen cezaların caydırıcı nitelikte olmaması, Türkiye’de eski eser kaçakçılığının temel nedenlerinin arasında bulunmaktadır. Ayrıca, Rönesans’la birlikte temellerini Yunan medeniyetine dayandıran ve Türkiye’den yasadışı olarak çıkarılan eserleri alabilecek ekonomik kapasiteye sahip Avrupa devletlerinde bu kaçakçılığın devamına yönelik büyük bir talebin bulunması ve söz konusu devletlerin bu suç türünü önlemek amacıyla hazırlanan uluslararası anlaşmaları imzalamaktan çekinmeleri ve/veya anlaşmaların içeriğini sulandırma girişimleri ile bu alanda çalışan başta INTERPOL gibi uluslararası organizasyonları yeterince aktif olarak kullanmamaları, Türkiye’de eski eser kaçakçılığını tetikleyen etmenlerdendir.

Yazar, müze ve vakıf binalarından çalınarak ya da kaçak kazılar yoluyla yapılan eski eser kaçakçılığının örgütsel yapısını, defineciler, kaçak kazıcılar, soyguncular, toplayıcılar ve pazarlamacılar olarak beş gruba ayırmaktadır. Yazara göre, defineciler, çabuk inanan ve hayal dünyaları geniş kimseler arasından çıkar, ancak işlerini bir takım metafizik inançlar doğrultusunda son derece gizlilikle yürütürler. Kaçak kazıcıların defineci kökenli olabileceklerini, toplayıcılarla yakın ilişkide bulunduklarını ve toplayıcılar tarafından eğitilebildiklerini savunan yazar, sık sık kaçak kazıcıların sit alanlarına verdikleri zararlardan bahseder. Ona göre toplayıcılar genellikle kanunun açıklarını iyi bilmekte, pazarlamacılar yurtdışında yaşayan ve kaçakçılık aşamalarının birçoğundan geçmiş, bu konuda uzmanlaşmış zengin kişiler olarak ortaya çıkmaktadırlar. (s.58) Mevzuat açısından değerlendirildiğinde ise, daha 1860’lar gibi erken bir zamanda başlayan yasal düzenlemelere, o zamanlar Devlet-i Aliye içerisinde bulunan yabancıların lobi faaliyetleri çerçevesinde müdahale edildiği belirtilmektedir. Bunun yanında, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun kendinden önceki yasalarla karşılaştırıldığında oldukça kapsamlı olduğu; ancak para ve hapis cezalarının yetersizliği, mevcut ikramiyelerin ihbar sistemini harekete geçirmekten uzak olduğu, bilirkişilik müesseselerinin belirlenmemesi, etnografik eser kavramına açıklık getirilmemesi, devlet malı kavramının yeterince açık olmaması ve belgelendirme sisteminin uygulanmaması açılarından eksikliklerinin bulunduğu savunulmaktadır.

Kitabın son bölümü, eski eserlerin kaçırılmasının önlenmesine yönelik gerçekleştirilmesi gereken faaliyetlere ayrılmıştır. Bu bölümde, kaçak kazıların ve soygunların önlenmesi, Anadolu kökenli eserlere yönelik dış talebin kırılması, iç talebin denetim altına alınarak yönlendirilmesi, kültür bilincinin geliştirilmesi başlıkları temelinde, doğrudan uygulamaya yönelik birçok tavsiye verilmiştir.

Kitabı şekil olarak incelediğimizde, ön ve arka kapağında Türkiye’den kaçırılmış iki adet çok değerli resimlerle süslendiğini görüyoruz. Büyüklük olarak, otobüs-metro gibi topluluk ortamlarında okunabilecek bir büyüklüktedir. Ancak, kitabın beyaz parlak kağıda basılmış olması hem kitabın ağırlığını artırmış, hem de okunmasını zorlaştırmıştır. Bir kısmı bizzat yazarın kendisi tarafından çekilmiş toplamda 51 adet fotoğraf, kitabın arka tarafında toparlanmış bir şekilde verilmektedir. Bu, bir düzen sağlanmış olması bakımından olumlu gibi görünse de, kültür varlıkları ile ilgili bir kitapta, fotoğrafların aralara serpiştirilmiş olarak verilmesi çok daha faydalı olabilirdi. Zira, bir çok yerde bahsedilen bir olayın ya da eserin kitabın arkasında fotoğrafının bulunup bulunmadığı dahi bilinmemektedir.

Yazarın üslubu açık ve anlaşılırdır. Yeri geldiği zaman kavramlar ve kısaltmalar, öncesinde açıklanmış sonrasında kullanılmıştır. Ancak kitabın sadece bir yerinde geçen YTL ifadesi (s.177) ile diğer birçok yerde geçen TL kısaltması, 2008 yılında genişletilmiş ikinci baskısı çıkan bir kitap için fazlasıyla anlam karmaşasına yol açmış; olup, yazarın “TL” ifadesini 2005 yılından önceki para birimine mi yoksa günümüzde kullandığımız para birimine yönelik mi kullandığı anlaşılamamaktadır. Kitabın yazımına esas teşkil eden olayın 1998 yılına kadar uzanması ise, bu tereddütleri artırmaktadır.

Kitapta dipnotların açıklamasının sayfanın altında verilmesi ile kaynakçanın eklenmesi olumlu özellikler olarak ortaya çıkarken, kitaba dizin eklenmemiş olması, kitabın bir eksikliği olarak ortaya çıkmaktadır sayılabilir.

Özetlemek gerekirse, Türkiye’de Eski Eser Kaçakçılığı isimli kitabın içerik itibari ile son derece detaylı ve olabildiğince geniş kapsamlı olduğu, anlatmak ve işaret etmek istediği noktaları dolaylı olarak yoldan etrafından dolaşarak değil, son derece açık ve anlaşılır başlıklar altında verilmesinin eserin kendine güvenini yansıttığı ve konuyu bu kadar geniş kapsamlı bir şekilde ele almasının yanında, hacminin çok fazla olmamasının eseri daha okunabilir hale getirdiği ve bunların kitabın genel olumlu özelliklerinden olduğu söylenebilir. Öte yandan, şekil bakımından bir takım eksikliklerinin bulunduğu, fotoğrafların kitabın iç kısımlarına yayılması ve tasarımının daha renklendirilmesi ile kitabın daha ilgi çekici hale getirilebileceği, ayrıca gözü daha az yoracak bir kağıt türünün seçilmesi, sadece fotoğrafların bulunduğu sayfaların mevcut şeklini korumasının faydalı olabileceği hususları da göz önünde bulundurulmalıdır.

Son olarak, Hüseyin Karaduman’ın çalışmasının, özellikle pratikte kültür varlıkları kaçakçılığı ile mücadele eden kolluk kuvvetleri ile söz konusu varlıklarının korunmasından sorumlu müze ve ören yerlerinde çalışan görevliler için okunması gerekli olan bir kitap olduğu görülmektedir. Bunlardan daha da önemlisi, kültür varlıklarının esas sahibi olan halk kitlelerinin, konuya ilişkin ilgilerinin ve bilgilerinin artırılması için bu kitabın okunması oldukça önemlidir. Zira, yüz yıldan fazla bir süredir devam eden bu yağmanın önüne geçilebilmesi için medya, STK’lar ve siyasiler üzerine uygulayacakları baskı aracılığıyla halkın desteği olmazsa olmazlardandır.

 

Kitap İncelemesi İçin Kaynak: UTSAM/UTGAM Yayınları

 

12.07.2015/Türkiye Kayıp Kültür Hazinelerini Arıyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Menü
Yitik Miras
Menü